T24 Dış Haberler
Avustralya’da yaklaşık 90 yıl önce tarım alanlarında zararlı böceklerin kontrol edilmesi amacıyla doğaya bırakılan Aga kurbağaları, ülkenin en önemli ekolojik sorunlarından biri haline geldi. Sayıları yüz milyonları aşan zehirli kurbağalar, timsahlardan yılanlara kadar pek çok yerli hayvan türünün hayatını tehlikeye atıyor.
Bilimsel sınıflaması Rhinella marina olan bu tür, zamanla kontrolsüz bir şekilde çoğalarak kıtanın doğal yaşamına zarar veren istilacı türlerden biri haline geldi.
Başlangıçta tarım zararlılarının sayısını düşürmesi beklenen bu kurbağalar, yerel ekosistemdeki diğer canlıları da avlayarak besin zincirinde önemli değişikliklere yol açtı.
Timsahlar, yılanlar ve kertenkeleler zehirleniyor
Aga kurbağalarının ekosistem üzerindeki en belirgin etkilerinden biri, kendilerini avlamaya çalışan hayvanlar için taşıdıkları ölümcül risklerdir.
Kurbağaların derilerinde ve kulaklarının arkasındaki salgı bezlerinde bulunan bufotoksin, özellikle kalp üzerinde ciddi etkiler yaratabiliyor.
Bu nedenle Aga kurbağalarıyla beslenmeye çalışan tatlı su timsahları, yılanlar, kertenkeleler ve Avustralya’ya özgü quoll adı verilen etçil keseli memeliler, zehre maruz kalarak hızla yaşamlarını kaybedebiliyor.
Yerli yırtıcı hayvanların popülasyonlarında yaşanan azalmalar, doğal besin zincirinin işleyişini bozarken bölgedeki biyolojik çeşitliliğe de büyük bir baskı getiriyor.
Sayıları yüz milyonları geçti
Avustralya’da yayılmalarını sınırlayacak doğal düşmanlarının azlığı, Aga kurbağalarının hızla artmasına olanak tanıdı.
Günümüzde kıta genelindeki sayılarının yüz milyonları aştığı tespit edilen istilacı kurbağalar, farklı iklim koşullarına uyum sağlayabilmeleri sayesinde her yıl yüzlerce kilometrelik yeni alanlara yayılmaya devam ediyor.
Kurbağaların geniş alanlara ulaşması, hem yerli hayvan türlerinin korunmasını hem de istilanın kontrol altına alınmasını giderek zorlaştırıyor.
Bilim insanları istilayı durdurmanın yollarını araştırıyor
Avustralya’daki bilim insanları, Aga kurbağalarının üremesini ve yeni yaşam alanlarına yayılmasını engellemek amacıyla çeşitli yöntemler üzerinde çalışıyorlar.
Bu kapsamda genetik müdahale tekniklerinin yanı sıra yerli yırtıcı hayvanların zehirli kurbağalardan uzak durmasını sağlamak için koşullandırma uygulamaları ve özel yakalama tuzakları değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte kurbağaların geniş bir coğrafyaya yayılmış olması ve yüksek adaptasyon yetenekleri, istilanın tamamen sona erdirilmesini oldukça güç hale getiriyor.
Yaklaşık bir asır önce tarımsal üretimi korumak amacıyla başlatılan bu uygulama, günümüzde insan müdahalesinin doğal ekosistemler üzerindeki uzun vadeli etkilerini gösteren çarpıcı örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır.
(Editör: Deniz Kıryazı)